12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
On dört yıllık bir yuva, iki evlat ve sarsılmaz bir bağlılık… Her şeyin bir akşamüstü avuçlarımdan kayıp gideceği aklımın ucundan geçmezdi. O gün, sıradan bir rutinle mutfaktayken duyduğum topuk sesleri, hayatımın yönünü değiştirdi. Kocam kapıdan içeri o özgüveni yüksek, bakımlı kadınla girmişti. O kadının beni yukarıdan aşağı süzen küçümseyici bakışlarını hafızama kazıdım. Eşim ise, yılların hukukunu hiçe sayan bir soğukkanlılıkla ayrılmak istediğini beyan etti. Çocuklarımızı ve ortak geçmişimizi sorduğumda, “Başının çaresine bakarsın,” cevabını aldım; evi onlara bırakmamı istiyordu.
O gece, yas tutmaya bile zaman bulamadan eşyalarımızı topladım. Onurum zedelenmişti ama evlatlarım için ayakta kalmak zorundaydım. O kapıdan bir daha dönmemek üzere çıktım. Boşanma süreci çok sancılıydı. Payıma düşenle küçük bir daire tuttum; geceleri yastığımı gözyaşlarıyla ıslatıp, sabahları çocuklarıma en güçlü halimle gülümsedim. Başlarda gelen nafaka ödemeleri zamanla bahanelerle kesildi; iflas ettiğini, işlerin bozulduğunu iddia etti. Sonunda ne bir kuruş gönderdi ne de çocuklarını aradı. Çocuklarım doğum günlerinde yollarını gözledi ama o hiçbir zaman gelmedi. Yıkılmadım; gündüz ofiste, gece ek işlerde çalışarak çocuklarımı büyüttüm.
Üç yılın ardından, bir sonbahar akşamı market çıkışında onlarla ansızın karşılaştım. O bir zamanlar bana tepeden bakan kadın gitmiş; yerine yorgun, bakımsız ve eski kıyafetler içinde bir yabancı gelmişti. Yanındaki eski kocam ise tanınmayacak haldeydi; omuzları çökmüş, gözlerindeki o kibir parıltısı sönmüş, sefil bir görüntüye bürünmüştü. Bir vitrin önünde şiddetle tartışıyorlardı; parasızlıktan ve dolandırılmaktan yakındıklarını duydum. Kurdukları o gösterişli dünya başlarına yıkılmıştı.
Beni fark ettiğinde yüzü utanç ve çaresizlikle buz kesti. Kadının bakışlarındaki o eski kibir, yerini ezikliğe bırakmıştı. O an içimde ne bir nefret ne de bir intikam hırsı vardı; sadece derin bir sükunet hissettim. Market poşetlerimi sıkıca kavradım, başımı dik tuttum ve yanlarına doğru ağır adımlarla yürüdüm.
devamı sonraki sayfada…