SON DAKİKA

Kesintisiz Haberlerin Adresi
02 Nisan 2026 - 11:55 'de eklendi ve 180 views kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Tam 13 yıl önce oğlumu toprağa verdim

Oğlumu 13 yıl önce toprağa verdim. Ama yeni taşınan komşularımızın oğlunu ilk gördüğüm anda, içimden bir ses onun, yaşasaydı oğlumun bugünkü hali olabileceğini söyledi. Öylesine benziyordu.

Oğlum Deniz, henüz 9 yaşındayken yaşamını yitirmişti. Okulunun yakınında arkadaşlarıyla top oynarken bir aracın çarpması sonucu onu kaybetmiştik. Böyle bir acı insanın içine kök salar; yıllar geçse de tamamen dinmez. Aradan onca zaman geçmesine rağmen bazı günler hâlâ göğsüm daralır, sanki o korkunç anı yeniden yaşıyormuşum gibi olurum.

O günden sonra bir daha çocuk sahibi olmadım. Bunu kaldıracak gücüm yoktu. Bu yüzden ben ve eşim Kemal, yıllardır sessiz ve eksik bir hayat sürüyorduk.

Bir gün sokağa bir nakliye kamyonu yanaştı. Yeni komşular gelmişti. Elli yaşlarında bir karı koca ve yanlarında genç bir oğulları vardı. Komşuluk yapmak istedim. Fırında elmalı turta hazırladım ve ertesi gün ellerimle kapılarına götürdüm. Turta daha sıcaktı.

Kapıyı oğulları açtı.

İşte o anda zaman durdu.

Elimdeki tabak kayıp yere düştü ve paramparça oldu. Çünkü karşımda duran genç, bana oğlum Deniz’i hatırlatmakla kalmıyordu; sanki onun büyümüş haliydi.

Deniz’in en belirgin özelliği, farklı renklerdeki gözleriydi. Biri mavi, diğeri kahverengiydi. Bu sıra dışı özelliği anneannesinden almıştı. Kapıyı açan gençte de aynı gözler vardı. Aynı koyu kıvırcık saçlar, aynı yüz çizgileri, aynı çene yapısı… Sanki yıllar sonra oğluma yeniden bakıyordum.

Genç hemen eğilip kırılan tabağın parçalarını toplamaya başladı. Ben ise olduğum yerde donup kalmıştım.

“Tabak için kusura bakmayın…” diyebildim güçlükle. Sonra istemsizce sordum: “Kaç yaşındasın?”

“On dokuz,” dedi kibarca.

Tam da Deniz’in bugün olacağı yaş.

O sırada annesi kapıya geldi. Olanları ve oğluma benzeyişini anlatmaya çalıştım ama kadın bir anda gerildi. Yüzü kapandı. Kısa ve sert bir ses tonuyla, “Gitmeniz gerekiyor, çok işimiz var,” dedi ve kapıyı kapattı.

Şaşkınlık içinde eve döndüm. Olan biteni Kemal’e anlattım. Kemal sessizce gidip kanepeye oturdu.

Sonra da ağlamaya başladı.

Hayatım boyunca onu hiç böyle görmemiştim. Sesi kırılıyordu.

“Bu sırrı oğlumuzla birlikte toprağa gömdüğümü sanıyordum,” dedi. “Ama artık gerçeği öğrenmen gerekiyor.”

Kalbim hızlandı.

“Ne demek bu?” diye fısıldadım.

Kemal başını kaldırdı. Gözleri kıpkırmızıydı.

“Deniz’in ölümü…” dedi, “tam anlamıyla bildiğin gibi değildi. Her şey sadece basit bir kaza değildi.”

O an odadaki hava bile ağırlaştı.

“Nasıl yani?” dedim.

Kemal derin bir nefes çekti.

“O gün aracı kullanan kişinin kim olduğunu biliyor musun?” diye sordu.

Başımı iki yana salladım. Yıllardır bunu hiç öğrenememiştim. Polis kayıtlarında yalnızca “genç bir sürücü” ifadesi vardı.

Kemal gözlerini yumdu.

“Yeni komşularımızın oğlu,” dedi.

Sanki biri göğsümün tam ortasına taş koydu.

“Hayır…” diyebildim kısık bir sesle.

Kemal devam etti:

“O zamanlar sadece altı yaşındaydı. Babası arabayı çalıştırmış, kısa bir süreliğine araçtan inmiş. Çocuk direksiyon başına geçmiş. Araç yokuşta kaymaya başlamış… ve Deniz’e çarpmış.”

Kulaklarım uğuldamaya başladı.

“Peki ben bunu neden hiç bilmiyorum?” diye sordum.

Kemal bakışlarını yere indirdi.

“Çünkü o aile de yıkılmıştı,” dedi. “Çocuk yıllarca terapi gördü. Kendini suçladı. Babası da perişan oldu. Ben dava açmadım… çünkü bizim acımız yetmezmiş gibi, bir çocuğun hayatını daha tamamen karartmak istemedim.”

Tam o anda kapının dışından bir ses geldi…

devamı sonraki sayfada…

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA