12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
Tam o sırada kapı zili çaldı. Kemal’le göz göze geldik. İçimde tuhaf bir sıkışmayla kapıya yöneldim ve açtım. Karşımda yeni komşularımızın oğlu vardı. Elinde küçük bir kutu tutuyordu. Sesi alçaktı, yüzünde çekingen bir ifade vardı.
“Bunu size getirmek istedim,” dedi.
Kutuyu açtığımda içinde mavi ve kahverengi boncuklarla hazırlanmış küçük bir anahtarlık gördüm. Genç, gözlerini yere indirdi.
“Yıllardır bu yaşananları unutamadım,” dedi yavaşça. “O zaman küçüktüm ama olanları hatırlıyorum. Bir çocuk hayatını kaybetti. O çocuk… sizin oğlunuzdu.”
Boğazım düğümlendi. Tek kelime edemedim.
“Babam gerçeği bana uzun süre söylemedi,” diye devam etti. “Ama büyüdüğümde her şeyi öğrendim. Sizi bulmak istedim. Defalarca düşündüm… fakat cesaretimi toplayamadım.”
Kemal kapının gerisinde sessizce duruyor, konuşulanları dinliyordu.
Genç bir an sustu, sonra yeniden konuştu:
“Her yıl o gün geldiğinde Deniz için dua ediyorum. Onu hiç tanımadım. Ama onun adı, hayatım boyunca içimde taşıdığım bir yük oldu.”
Farklı renklerdeki gözleri ışıkta belirginleşiyordu. İşte tam o anda bir şeyi ilk kez gerçekten hissettim. Karşımda duran genç, bana yalnızca oğlumu hatırlatmıyordu. Aynı zamanda, yıllardır pişmanlığını omuzlarında taşıyan kırık bir insanı da gösteriyordu.
Uzun süre hiçbir şey söylemeden ona baktım.
Sonra yavaşça, içimden gelen tek cümleyi söyledim:
“Deniz seni affederdi.”
Genç birden başını kaldırdı. Gözleri dolmuştu.
Ben de ardından ekledim:
“Çünkü o… kalbi çok temiz bir çocuktu.”
Ve o anda, yıllardır içimde taş gibi duran acının ilk kez biraz olsun hafiflediğini hissettim.