12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
İhanetin Gölgesinde Yeni Bir Yolculuk
Eşimin iş tanımının bir parçası da her üç ayda bir Anadolu’daki bayileri denetlemekti. Yaklaşık on gün süren bu seyahatlerde şehirden şehre geçer, saha raporları hazırlardı. Aslında bu yollar bizim için kutsaldı; çünkü biz de yıllar önce böyle bir iş gezisinde tanışmış, birbirimize o uzun yollarda aşık olmuştuk. Eskiden bu rotaları beraber çizer, İstanbul’dan araçla yola çıkıp 15 şehri birlikte arşınlardık. Ancak bu kez planlar, ruhumun duymadığı gizli bir el tarafından değiştirilmişti.
Hülya Hanım’ın ağzından dökülenler, soğuk bir duş etkisi yarattı: Normalde eşimin ekibinde benim olmam gerekirken, eşim bizzat müdahale ederek ismimi sildirmiş ve yerine kendi katında çalışan Yasemin’i dahil etmişti. O an dünyam başıma yıkıldı. Günlerdir aramızda yükselen o soğuk duvarın mimarı meğer Yasemin miydi? Öfkeyle eşimin odasına yöneldim ama kapıdaki o neşeli gülüşmelerini duyduğumda, içeri girmekten vazgeçtim. O kahkahalar, evliliğimizin cenaze marşı gibiydi.
Gururum incinmişti ama pes etmeye niyetim yoktu. Hemen Hülya’dan diğer ekiplerin listesini istedim. Gözüme çarpan ilk isim, eşimle tanışmadan önce kısa bir süre flört ettiğim Mert oldu. Hiç duraksamadan Mert’i arayıp bu seyahatte ona eşlik etmek istediğimi söyledim. Mert şaşkındı, neden eşimle gitmediğimi sorguladığında ise “Sadece bir değişiklik istedim” diyerek geçiştirdim. Kalbimde sadece tek bir duygu vardı: İntikam.
Ertesi sabah eşim, hiçbir şey olmamış gibi bavulunu hazırlayıp yola çıkacağını ancak o an lütfedip söyledi ve evden ayrıldı. O kapıdan çıkar çıkmaz ben de kendi hazırlığıma başladım. Mert kapıya gelip beni gördüğünde nutku tutulmuştu. Çünkü o gün karşısına, iş yerindeki halimden çok uzak; cesur, iddialı ve tüm dikkatleri üzerine çeken o elbiselerimden biriyle çıkmıştım. Bu sadece bir iş gezisi olmayacaktı; bu, kaybettiğim özgüvenimi ve eşimin benden esirgediği o heyecanı başka bir aynada arama yolculuğuydu.
İntikamın Soğuk Tadı ve Beklenmedik Yankılar
Mert ile on günlük rotamız başlamıştı. Direksiyon başında o vardı ama benim zihnimde sadece eşimin hayali ve ondan alacağım öcün planları dönüp duruyordu. Ona sadece kısa bir mesaj atarak sahada olduğumu bildirdim; sesini duymaya bile tahammülüm yoktu. Bursa’daki ilk duraklarımızın ardından otele geçtiğimizde, Yasemin’in sosyal medya profilini adeta bir büyüteçle incelemeye başladım. Paylaştığı her karede mutluluk saçıyorlardı; Yasemin de en az benim kadar iddialı giyinmiş, eşimle birlikte eğlencenin doruklarında geziniyorlardı. Bu görüntüler içimdeki intikam ateşini daha da harladı.
Bir süre sonra Mert’i arayıp otelin barında bir şeyler içmeyi teklif ettim. Aşağı indiğimizde Mert’in bakışları, içkisinden ziyade benim üzerimde geziniyordu; beni gözleriyle adeta hapsedişini keyifle izledim. Gecenin sonunda odama doğru ilerlerken, aslında iki kadehle sarsılacak biri olmamama rağmen bilerek sarhoş gibi davrandım. Odanın kapısı kapandığında ve Mert beni yatağa bıraktığında, onu kendime doğru çekerek geceyi onunla geçirmeyi seçtim. O an kalbimde iki zıt duygu savaşıyordu: Bir yanda eşime olan ihanetin verdiği o yakıcı öfke, diğer yanda “O bunu hak etti” diyen o buz gibi tatmin duygusu.
On gün boyunca şehir şehir gezerken, her akşam Mert ile bu heyecanı tazeledik. Eşimden uzun zamandır görmediğim o yoğun ilgi ve arzu, Mert’in şahsında bana kendimi yeniden değerli hissettirmişti. Ancak yolculuğun son gününde, otel yolunda telefonumda beliren o yabancı numara her şeyi altüst etti. Bir bayi yetkilisidir diye açtığım telefonun ucundaki kadının anlattıkları, ruhumda deprem etkisi yarattı. Duyduklarım karşısında tüm dünyam bir kez daha başıma yıkılmıştı.
Gerçeğin Acı Yüzü: Bir İyileşme Çabasının İhanete Dönüşmesi
Telefonun ucundaki ses, kendisini Merve olarak tanıtan bir psikologdu. Eşimin üç aydır düzenli olarak kendisinden destek aldığını ve mümkünse benimle de bir görüşme yapmak istediğini söylediğinde donup kaldım. Zihnim sorularla kuşatılmıştı; eşimin bir profesyonelden yardım almasını gerektirecek neyi vardı? O andan itibaren ne Mert ile vakit geçirecek ne de dışarı çıkacak halim kalmıştı. Tek isteğim bir an önce İstanbul’a varıp bu gizemin perdesini aralamaktı.
Şehre ayak basar basmaz Merve Hanım’ın ofisine koştum. Karşımda duran 45 yaşlarında, mesleki tecrübesi bakışlarından okunan güven verici bir kadındı. Kısa bir tanışma faslının ardından, sabırsızlıkla o can alıcı soruyu sordum: “Eşim neden size geliyor?”
Merve Hanım yüzünde şefkatli bir tebessümle anlatmaya başladı: “Eşiniz, evliliğinizdeki heyecan kaybının ve aranıza giren soğukluğun çok farkındaydı. Ancak o, asıl suçlunun kendisi olduğuna inanıyordu. Normalde bu süreci çift terapisi olarak yürütürüz fakat eşiniz, sizin hiçbir kusurunuz olmadığını, sorunun tamamen kendi iç dünyasından kaynaklandığını savunarak bu yükü tek başına sırtlanmak istedi.” Bu sözler, beynimde şimşekler çakmasına neden oldu.
Zorlukla yutkunarak, kalbimi asıl kemiren soruyu sordum: “Peki, neden o uzun yola benim yerime başka bir kadını, Yasemin’i götürmeyi seçti?” Aldığım cevap beni asıl yıkan darbe oldu. Doktor, hem işte hem evde 24 saat iç içe olmamızın bizi tükettiğini analiz etmiş; birbirimizi özlememiz ve aradaki mesafenin tutkuyu yeniden tetiklemesi için seyahate ayrı çıkmalarını bizzat kendisi önermişti. Yasemin, sadece iş akışını yönetecek bir arkadaştan ibaretti.
Ofisten çıktığımda dünya başıma yıkılmıştı. Bir ömür boyu aynadaki aksime bakarken kendimden utanmama neden olacak o bir haftayı, eşimin evliliğimizi kurtarma çabasını yanlış yorumlayarak yaşamıştım. En büyük fedakarlığı yapan adama, en ağır ihanetle karşılık vermiştim. O gün eve nasıl ulaştığımı, o vicdan azabıyla nasıl nefes aldığımı hala bilmiyorum.