12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
Eşimi büyük bir yangında kaybetmenin, oğlum ve benim başımıza gelebilecek en acı olay olduğuna inanırdım. Ama eski bir çift spor ayakkabısının bize bu kadar zor anlar yaşatacağını ve her şeyi değiştireceğini asla tahmin etmemiştim. Adım Dilek, sekiz yaşındaki oğlum Ali’yi tek başıma büyütüyorum. Dokuz ay önce Ali, babasını kaybetti. Eşim Yavuz bir itfaiyeci olarak, her zaman insanların kaçtığı tehlikeye doğru koşan cesur adamlardan biriydi. O gece, Ali ile yaşıt bir kızı kurtarmak için alevler içinde yanmakta olan eve tekrar girdi. Kızı güvenli bir şekilde dışarı çıkarmayı başardı ama maalesef kendi hayatını kaybetti. O günden beri yalnızca ikimiz kaldık. Ali bu kaybı, birçok yetişkinin bile başaramayacağı olgunlukla karşıladı. Sessiz kaldı ve her zaman sakin, sanki bana “asla düşmem” diye söz vermiş gibiydi. Ancak vazgeçmediği bir şey vardı: Babasının ona her şeyin değişmeden kısa bir süre önce aldığı spor ayakkabılar. O ayakkabılar, babasıyla kalan tek hatıra olmuştu. Yağmur ya da çamur fark etmezdi; sanki vücudunun bir parçasıymış gibi her gün onları giyiyordu. İki hafta önce ayakkabılar nihayet paramparça oldu. Tabanları tamamen koptu. Ne yapacağımı bilemesem de ona yeni bir çift alacağımı söyledim. Ama o zamanlar garsonluk yaptığım işimi de kaybetmiştim; patronum, müşterilerin yanında “fazla üzgün” göründüğümü söyledi. İtiraz etmedim, ancak durumumuz zordu. Yine de bir yolunu bulurdum. Ama Ali başını sallayarak, “Başka ayakkabı giyemem anne. Bunlar babamın hediyesi,” dedi. Ardından bana bir koli bandı uzatarak, “Sorun değil, bunları tamir edebiliriz,” dedi.
devamı sonraki sayfada…