12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
İhanetin Öteki Yüzü
Hastaneye gittiğimde Murat’ın bilinci açıktı ancak bedeni ciddi şekilde zarar görmüştü; vücudunda çok sayıda kırık vardı. Beni gördüğü anda, bir gece önce yüzünde taşıdığı o kibirli ifade yok olmuştu. Yerine korku ve utanç gelmişti.
Mehmet’in anlattıklarına göre, kaza sonrası araçtan hafif yaralı olarak çıkan Aylin, ambulans çağırmak yerine Murat’ın cüzdanındaki parayı ve kolundaki değerli saati almıştı. Ardından da “Başıma iş açamam, bu adamın beş çocuğu varmış, ben uğraşamam” diyerek onu orada bırakıp gitmişti. Murat, kendisine yeniden hayat verdiğini düşündüğü kadının gerçek yüzünü, kanlar içinde yardım beklerken görmüştü. Onu yarı yolda bırakan ne yıllarını verdiği karısıydı ne de çocukları… Uğruna yuvasını dağıttığı kadının ta kendisiydi. Hastaneye ulaşmasını sağlayan ise olay yerinden geçen bir kamyon şoförü olmuştu.
Sessiz Gelen Adalet
Murat haftalar boyunca yatağa bağımlı yaşadı. Her ay göndereceğini söylediği paralar, bu kez kendi tedavi masraflarını bile karşılamaya yetmiyordu. Bir zamanlar beni küçümseyerek “kendini bıraktın” diyen adam, şimdi benim insafıma kalmıştı.
Ben ise öç almayı değil, yalnızca hayatın önüne koyduğu sonucu izlemeyi seçtim. Ona bir eş gibi değil, sadece çocuklarımın babası olduğu için gerekli insani desteği verdim. Ama içimde ona dair kalan son bağ da o süreçte tamamen koptu. Kalbimde onun için açık duran kapı bir daha açılmamak üzere kapanmıştı.
İyileşip ayağa kalktığında Murat’ın elinde hiçbir şey kalmamıştı. Ne o gösterişli spor araba vardı ne de ona “yeniden yaşam sevinci” verdiğini söylediği kadın. İşini kaybetmişti, saygınlığını kaybetmişti ve en önemlisi, ailesinin güvenini sonsuza dek yitirmişti.
Bir akşamüstü, bastonuna yaslanarak kapıya geldi ve benden helallik istedi. Ona sakin ama net bir şekilde şunu söyledim:
“Sen bana ‘kendini saldın’ derken, ben aslında senin ve çocuklarımızın hayatını ayakta tutuyordum. Kendini bırakan ben değildim. Asıl sen, gelip geçici bir heves uğruna vicdanını, karakterini ve insanlığını kaybettin. Şimdi git, aynaya bak. Orada kimi görüyorsan, helalliği ondan iste.”
Hayat bazen insanın karşısına, ektiğini en beklemediği anda çıkarır. Ben, beş çocuğumla birlikte eksik ama dimdik ayakta kalmayı başardım. Murat ise, bir anlık tutkuyla yıktığı yuvanın enkazı altında, kendi vicdanıyla baş başa kaldı.
Çünkü ilahi adalet bazen bir kaza gibi gelir, bazen de terk edilmek şeklinde…
Ama ne şekilde gelirse gelsin, mutlaka vaktinde kapıyı çalar.