12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
On altı yıl, beş çocuk ve bir ömre sığan sayısız emek… Murat’la evlendiğimizde ikimiz de çok gençtik. Sıfırdan bir düzen kurmuş, birbirimize tutunarak hayatı omuzlamış ve beş evladımızı sevgiyle büyütmüştük. En küçük kızımız Elif daha beş yaşındaydı ve ben, hayatımın en sakin ve huzurlu dönemini yaşadığımı düşünüyordum. Fakat o gece, bir telefon ekranında beliren birkaç satır, kurduğum tüm dünyayı tek hamlede yıktı.
Murat banyodaydı. Ben çocukları yatırmış, mutfağı toplamıştım. Masanın üstünde titreşen telefonu kendi telefonum sandım. Elime aldığımda ekranda “Aylin – Okul Hocası” yazısını gördüm. İçime bir anda kötü bir his çöktü. Mesajı açtığımda ise adeta nefesim kesildi: “Aşkım, seni yeniden görmek için sabırsızlanıyorum. Bu hafta sonu göl kenarındaki otele gidiyoruz, değil mi?”
Sanki zaman bir anda durmuştu. Murat banyodan çıktığında gözyaşlarımı saklamadım. Hiç dolandırmadan sordum. Belki inkâr eder, belki açıklama yapar, belki bir yanlış anlaşılma olduğunu söyler diye bekledim. Ama o, hiçbir pişmanlık göstermeden yüzüme bakıp küçümseyen bir ifadeyle gülümsedi. Sonra da yıllarımızı tek cümlede değersizleştirdi.
“Evet, Aylin’le beraberim. O bana yeniden yaşadığımı hissettirdi. Sen ise çocukların ve evin içinde kendini tamamen bıraktın, artık eski sen değilsin.”
Bu sözler, bir kadının ruhuna indirilebilecek en ağır darbeydi. Beş çocuğun yüküyle geçen uykusuz gecelerimi, gençliğimden verdiğim ödünleri, yıllardır taşıdığım tüm emeği bir anda yok saymıştı. O gece bavulunu topladı. Beş çocuğunun arkasından seslenişine, gözlerim dolu dolu ona bakışıma hiç aldırmadan, yalnızca her ay para göndereceğini söyleyip kapıyı sertçe çekerek gitti.
Sabah olana kadar çocuklarımın nefes alışlarını dinleyip ağladım. Dudaklarımdan durmadan aynı cümle dökülüyordu: “Allah’ım, adaletine sığınıyorum.”
Ertesi sabah, hayatımın en karanlık gecesinin ardından doğdu. Gözlerim şişmiş, içim paramparça olmuştu. Saat daha sekize gelmemişti ki telefonum çalmaya başladı. Arayan kişi Murat’ın en yakın dostu Mehmet’ti. Sesi panik içindeydi, nefesi kesik kesikti.
“Meryem, hemen hazırlanıp hastaneye gel! Murat’ın başına geleni duyunca inanamayacaksın. Durumu çok ağır!”
Bir an ne hissedeceğimi bilemedim. İçimdeki kırgınlık, yerini bir anda derin bir şaşkınlık ve kaygıya bıraktı. Çocukları komşuya emanet edip hızla hastaneye gittim. Acil servisin önünde Mehmet’i gördüğümde yüzü bembeyazdı. Bana olanları anlattığında, ilahi adaletin bazen ne kadar hızlı tecelli ettiğine inanmakta zorlandım.
Murat, evden çıktıktan sonra Aylin’le buluşmuştu. Aylin, yeni aldığı gösterişli spor arabayla onu göl kenarındaki otele götürmek istemişti. Ancak yolculuk sırasında aşırı hız ve dikkatsizlik yüzünden araç kontrolden çıkmış, yoldan savrularak şarampole yuvarlanmıştı.
Ama asıl acı ve sarsıcı olan, kazadan sonraki gelişmeydi…
devamı sonraki sayfada…