SON DAKİKA

Kesintisiz Haberlerin Adresi
31 Mart 2026 - 8:08 'de eklendi ve 436 views kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

On üç yıl önce, acilde 3 yaşındaki Aslı’yla tanıştım; anne babasını kazada kaybetmişti.

“Ceren, dolabından bazı şeyler aldığını söylüyor,” dedim Aslı’nın gözlerinin içine bakarak. “Az önce bana güvenlik kamerası kayıtlarını izletti.”

Ceren kollarını göğsünde birleştirip sert bir tavırla araya girdi. “Sakın inkâr etmeye kalkma. Her şey görüntülerde var.”

Aslı ise hiç telaşlanmadan omuz silkti. “İnkâr etmiyorum. Evet, dolabına girdim. Siyah defteri de, kırmızı kutuyu da ben aldım.”

Bu kadar açık bir kabulleniş beni sarsmıştı. Ama onu asıl şaşırtıcı kılan, Aslı’nın yüzünde tek bir pişmanlık kırıntısının bile olmamasıydı. Ellerini pijamasının ceplerine sokup sakince konuşmaya devam etti.

“Ama buna hırsızlık diyemezsin. Ben sadece babama ait olan şeyi geri aldım. Aynı zamanda onun hayatını da kurtarmaya çalışıyordum.”

“Ne saçmalıyorsun sen?” diye bağırdı Ceren. Sesi ilk kez panik taşıyordu. Bir adım öne atıldı; az önceki soğukkanlı ve üstün tavrından eser kalmamıştı.

Aslı cebinden siyah defteri ve kırmızı kutuyu çıkardı. Defteri açıp doğrudan masanın üzerine, benim önüme bıraktı.

“Son birkaç haftadır hastane eczanesinden kaybolan pahalı ilaçlar ve bazı malzemeler vardı ya baba…” dedi. “Hani kayıtlar senin kullanıcı bilgilerinle açıldığı için suç sana kalmak üzereydi. Sen günlerce nerede hata yaptığını bulmaya çalışırken ben de bunun peşine düştüm.”

Gözlerimi deftere çevirdim. Sayfalarda, hastaneden çalınan ilaçların listesi, bunların karaborsadaki satış bedelleri ve alıcı isimleri tek tek yazılıydı. Her işlemin yanına da benim sistem şifrem not edilmişti. O anda her şey bir anda yerine oturdu. Ceren, benim giriş bilgilerimi ele geçirmiş, aylardır hastaneden ürün çalıyor, sonra da yakalanırsa bütün suçu benim üzerime bırakacak bir plan kuruyordu. Evlenme hayalleri ve sıcak tavırları ise bütün bunların üstünü örten bir maskeden ibaretti.

Aslı bu kez küçük kırmızı kutuyu açtı. İçinden, Ceren’e sürpriz yapmak için gizlice aldığım ve henüz vermeye bile fırsat bulamadığım pırlanta yüzük çıktı.

“Bunu da senin odandan almış,” dedi. “Büyük ihtimalle son vurgununu yapıp giderken bunu da yanında götürecekti.”

Nefesim daraldı. İçimdeki ihaneti o an bütün ağırlığıyla hissettim. Yavaşça başımı kaldırıp Ceren’e baktım. Yüzü kül gibi olmuştu. Az önce bana meydan okuyan o kadın gitmiş, yerine korku içinde geri geri çekilen biri gelmişti.

“Ben… o defter bana ait değil,” diye kekeledi. “Bu kız yalan söylüyor. O defteri benim dolabıma kendisi koymuş olabilir.”

Ama sesi de, bakışları da onu ele veriyordu. Gözlerindeki o saf panik, gerçeğin en net itirafıydı. O an, onu ne kadar yanlış tanıdığımı, yalnızlık ve sevgi ihtiyacının insanı nasıl kör edebildiğini acı bir şekilde fark ettim.

“Derhal çık evimden,” dedim alçak ama keskin bir sesle. “Paltonu bile alma. Sadece git. Yarın sabah o defterle birlikte hastane yönetimine ve polise gideceğim. Şifremi nasıl aldığını orada anlatırsın.”

Ceren bir şey söylemeye çalıştı ama yüzümdeki kararlılığı görünce sustu. Sonra arkasını dönüp kapıyı sertçe çarparak evden çıktı.

Kapı kapandıktan sonra eve ağır bir sessizlik çöktü. Dizlerim titredi, en yakındaki koltuğa oturdum. Ellerimi yüzüme kapatıp derin, sarsak bir nefes aldım. Mesleğimi de, hayatımı da mahvedebilecek korkunç bir tuzağın kıyısından dönmüştüm.

Bir an sonra boynumda ince kollar hissettim. Aslı yanıma gelmiş, bana sımsıkı sarılmıştı. Tıpkı yıllar önce, o ilk gece acil serviste korkudan titreyerek bana tutunduğu gibi.

“Özür dilerim baba,” diye fısıldadı omzuma yaslanarak. “Sana haber vermeden böyle bir şeye kalkıştım. Ama başka çarem yoktu. Sana zarar vermelerine izin veremezdim. O gece beni sen kurtarmıştın… şimdi de seni benim kurtarmam gerekiyordu.”

Bu kez gözyaşlarımı tutamadım. Kollarımı onun etrafında kapattım, saçlarının üstüne uzun bir öpücük bıraktım.

“Hayır kızım,” dedim titresek de gurur taşıyan bir sesle. “Bugün benim hayatımı asıl sen kurtardın.”

O gece bir kez daha anladım ki aileyi kan bağı kurmaz. Aile, birbirini en karanlık anlardan çekip çıkaran sadakatle, güvenle ve sevgiyle kurulur. Yıllar önce, o soğuk ve sessiz anda bana ilk kez “Baba” dediği günü hatırladım. Ben ona yalnızca güvenli bir yuva verdiğimi sanmıştım. Oysa o, bana uğruna mücadele etmeye değer bir hayat vermişti.

O benim kızımdı.
Ben onun babasıydım.
Ve bizim aramızdaki bağ, hiçbir kötülüğün dokunamayacağı kadar gerçekti.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA