12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
“Kızın senden çok ağır bir gerçeği saklıyor. Şuna bir bak.”
Telefon ekranındaki görüntü yavaş yavaş netleşirken nefesim düğümlendi. Açılan video, hastanenin güvenlik kameralarından birine aitti. Tarih yalnızca iki gün öncesini gösteriyordu. Görüntüde on altı yaşındaki kızım Aslı, hastanede personelin kullandığı soyunma odasına gizlice giriyordu. Önce etrafı dikkatle kontrol ediyor, ardından Ceren’in kilitli dolabının önüne geçiyordu. Elindeki ince metal parçayla kilidi birkaç saniye içinde açıyor, içinden siyah kapaklı kalın bir defterle küçük kırmızı bir kutu çıkarıp cebine koyuyordu. Sonra da dolabı yeniden ustalıkla kilitleyip, sanki hiçbir şey olmamış gibi sessizce odadan ayrılıyordu.
Videoyu izlerken zihnim allak bullak oldu, avuçlarım terlemeye başladı. Aslı mı? Benim dürüstlüğüne, vicdanına güvendiğim kızım hırsızlık mı yapmıştı? Gözlerimin gördüğünü aklım kabul etmekte zorlanıyordu. On üç yıldır hayatımın merkezinde o vardı. Çift mesailer, uykusuz geceler, okul toplantılarına yetişebilmek için hastane koridorlarında koşturmalar… Hepsini onu iyi, vicdanlı ve sağlam karakterli bir insan olarak yetiştirmek için yapmıştım. Acaba bir yerde geri dönüşü olmayan bir yanlış mı yapmıştım?
Ceren telefonu elimden sertçe çekip aldı. Yüzünde kırılmış, mağdur bir ifade vardı ama gözlerinin içinde karanlık ve memnun bir parıltı da seçiliyordu.
“Senin o çok güvendiğin kızın hastaneye gelip dolabımı soydu,” dedi dişlerinin arasından. “Özel eşyalarımı çaldı. O tam anlamıyla problemli biri. Genetik işte… Kim bilir biyolojik ailesinden ne taşıyor. Doğuştan suçlu. Onu hemen bir rehabilitasyon merkezine göndermelisin. Yoksa bu işi polise taşıyıp hapse attırırım.”
Sözlerindeki o zehir, özellikle “genetik” ve “doğuştan suçlu” vurgusu, yüzüme çarpan sert bir tokat gibi beni kendime getirdi. İçimdeki koruyucu baba bir anda ayağa kalktı. Aslı’yı ben büyütmüştüm. Onun karakteri, benim ona verdiğim sevgiyle şekillenmişti. On üç yıl boyunca ona dürüstlüğü, adaleti, başkasının hakkına saygı duymayı öğretmiştim. Eğer Aslı gerçekten o odaya girdiyse, bunun arkasında mutlaka sıradan bir hırsızlıktan çok daha derin bir neden olmalıydı.
Karar vermeden önce, her zaman yaptığım gibi önce kızıma inanacaktım.
“Aslı!” diye seslendim koridora doğru. Sesim sertti ama öfkeli değildi. “Buraya gelir misin kızım?”
Birkaç saniye sonra odasının kapısı açıldı. Üzerinde bol pijamaları, hafif dağılmış saçlarıyla salona çıktı. Gözleri önce bana, ardından kapının yanında öfkeyle dikilen Ceren’e kaydı. Ama yüzünde şaşkınlık yoktu. Tam tersine, on altı yaşındaki bedeninin içinde sanki çok daha büyük, çok daha kararlı ve her şeyi göze almış bir kadın duruyordu.
devamı sonraki sayfada…