12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
İngiliz basınında yayımlanan bir haberde, savaş başlamadan hemen önce ABD ile İran arasında yürütülen temasların perde arkasına dair dikkat çekici iddialara yer verildi. Haberde, taraflar arasında yeni görüşmeler yapılmasının planlandığı, ancak yalnızca iki gün sonra İran’a yönelik saldırıların başladığı belirtildi. Ayrıca ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in, Trump’ı savaşa yönelten isimler olarak değerlendirildiği de öne sürüldü.
Orta Doğu’daki çatışmalar patlak vermeden günler önce Washington ile Tahran arasında diplomatik görüşmelerin sürdüğü ifade ediliyordu. Ancak ABD ve İsrail’in İran’da dini lider Ali Hamaney’i hedef alan ilk saldırılarının ardından, barış ihtimali de büyük ölçüde ortadan kalktı.
İngiliz basınındaki haberde, müzakerelerin ayrıntılarına ilişkin bazı kulis bilgileri paylaşıldı. Buna göre İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell da ABD-İran görüşmelerine katıldı ve olası bir uzlaşının savaşı önleyebileceğini düşündü. Fakat yeni görüşmeler yapılması beklenirken, sadece iki gün sonra ABD ile İsrail’in İran’a saldırı başlattığı aktarıldı. Haberde ayrıca, görüşmelere dahil olan bir diplomatın değerlendirmesine de yer verildi. Bu değerlendirmede, Steve Witkoff ile Jared Kushner’in, Trump’ı savaşa iten “İsrail yanlısı etkili isimler” olarak görüldüğü ileri sürüldü.
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington arasındaki müzakereler devam ederken 28 Şubat’ta İran’a yönelik askeri operasyon başlattı. İran da buna karşılık olarak yalnızca İsrail’i değil, ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerindeki hedefleri vurdu. İranlı yetkililerin açıklamalarına göre, ABD ve İsrail’in saldırılarında Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey isim yaşamını yitirdi. Aynı açıklamalarda ölü sayısının 1348’i, yaralı sayısının ise 17 bini geçtiği ifade edildi.
Öte yandan ABD’de, İran savaşı nedeniyle yaşanan üst düzey bir istifa da geniş yankı uyandırdı. Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla görevinden ayrıldığını duyurdu.
Trump’a hitaben kaleme aldığı mektubu da paylaşan Kent, uzun bir değerlendirme sürecinin ardından görevinden bugünden itibaren geçerli olmak üzere istifa etme kararı aldığını bildirdi. Açıklamasında, İran’la yürütülen mevcut savaşı vicdanen destekleyemeyeceğini belirten Kent, İran’ın ABD için yakın ve acil bir tehdit oluşturmadığını savundu. Bu savaşın, İsrail ve ABD’deki güçlü İsrail yanlısı çevrelerin baskısıyla başlatıldığının açık olduğunu öne sürdü.
Kent, Trump’ın 2016, 2020 ve 2024 seçim kampanyalarında savunduğu ilkeler ile ilk başkanlık dönemindeki dış politika anlayışını desteklediğini de vurguladı. 2025 yılının haziran ayına kadar Trump’ın da Orta Doğu savaşlarının ABD’nin en değerli insanlarını kaybetmesine ve ülke refahının zedelenmesine yol açan bir tuzak olduğunu gördüğünü ifade etti. İlk başkanlık döneminde Trump’ın askeri gücü gerektiğinde kullandığını, ancak ülkeyi sonsuz savaşlara sürüklememeyi modern başkanlar arasında en iyi anlayan isimlerden biri olduğunu savundu. Kent’e göre bu yaklaşım, Kasım Süleymani’nin etkisiz hale getirilmesi ve DEAŞ’a karşı verilen mücadelede de görülmüştü.
Joe Kent ayrıca, yönetimin ilk dönemlerinde üst düzey İsrailli yetkililer ile Amerikan medyasındaki etkili isimlerin, “Önce Amerika” politikasını zayıflatmak ve İran’la savaşı teşvik etmek amacıyla kapsamlı bir dezenformasyon kampanyası yürüttüğünü iddia etti. Bu bilgi akışı içinde Trump’ın, İran’ın ABD için acil bir tehdit olduğu ve hızlı bir askeri müdahaleyle kolay zafer kazanılabileceği düşüncesine yönlendirildiğini savundu. Kent, bunun gerçeği yansıtmadığını ve benzer söylemlerin geçmişte ABD’yi Irak savaşına sürüklemek için de kullanıldığını belirtti.
On bir kez çatışma bölgelerinde görev yaptığını ve eşini İsrail’in tetiklediğini düşündüğü bir savaşta kaybettiğini söyleyen Kent, Amerikalı gençlerin ülkeye hiçbir fayda sağlamayacak yeni bir savaşa gönderilmesini destekleyemeyeceğini ifade etti. Trump’a seslenerek, İran’da ne yapıldığını ve bunun kimin çıkarına hizmet ettiğini yeniden değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Kent, önlerinde iki yol olduğunu belirtti: ya ülke için yeni bir rota çizilecek ya da ABD daha derin bir çöküş ve kaosa sürüklenecekti. Kararın ise tamamen Trump’ın elinde olduğunu vurguladı.