12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
Milli Karakterlere Göre Tahliye Sanatı: O Meşhur Uçak Hikâyesi
Hostes, yolcuları uçaktan atlamaya ikna etmenin yolunun, her milletin kendine has hassasiyetlerine hitap etmekten geçtiğini anlamıştı. Stratejisini belirleyip işe koyuldu:
Milletlere Göre İkna Yöntemleri
Amerikalılar ve Teknoloji Yarışı: İlk durağı ABD kafilesi oldu. Onlara, “Değerli konuklar, tam altımızda Japonların gizli teknoloji üsleri var. Oraya ilk varan, geleceğin tüm dijital sırlarına sahip olur!” dedi. Amerikalılar, rekabet hırsıyla kapıya hücum edip boşluğa bıraktılar kendilerini.
İngilizler ve İmparatorluk Mirası: Ardından İngilizlere dönüp, “Sayın yolcular, dünyanın en bakir ve zengin sömürge topraklarının tam üzerindeyiz. Hızlı davranan bu toprakların yeni sahibi olur!” müjdesini verdi. İngilizler, yeni koloniler kurma heyecanıyla birer birer atladılar.
Fransızlar ve Kibarlık Budalalığı: Fransız kafilesinin yanına giden hostes, zarif bir reveransla: “Hanımefendiler, beyefendiler… Sizi rahatsız ettiğim için son derece müteessirim ancak bir istirhamım olacaktı; rica etsem uçaktan atlar mısınız?” dedi. Fransızlar, “Rica ederiz, ne demek!” nezaketiyle kendilerini boşluğa bıraktılar.
Almanlar ve Emir Komuta: Almanların yanına geldiğinde ise hiç uzatmadı; otoriter bir sesle “Derhal aşağı atlayın, bu bir emirdir!” diye kükredi. Almanlar, disiplinli bir şekilde selam verip talimatı yerine getirdiler.
Final: Türklerin “İnat” Damarı
Ve son olarak Türk yolcuların yanına gelen hostes, stratejisini tamamen değiştirdi. Koltuğa hafifçe yaslanıp, yüzünde meydan okuyan muzip bir gülümsemeyle şöyle dedi:
“Siz mi? Valla kusura bakmayın ama sizde buradan atlayacak yürek yok, hayatta yapamazsınız…”
Sonuç: Tabii ki bu “yapamazsın” sözünü duyan Türk kafilesinin, “Sen öyle san!” diyerek kapıya nasıl yöneldiğini tahmin etmek zor değil.