12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
Namazda Huşunun Önemi: Kalb ve Vücut Bütünlüğü Şart!
Namazın gerçek faydasını sağlayabilmesi için kalb ve vücudun namazda tam bir bütünlük içinde olması gerektiği İslam alimleri tarafından vurgulanmıştır. Aksi takdirde, namazdaki hallerine göre metaforik olarak sınıflandırılan üç tip kişinin namazının makbul olmayacağı ifade edilmiştir.
Nitekim Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in, namaz kılan bir kişinin elleriyle sakalını karıştırdığını görünce şöyle buyurması, kalb ve vücudun namazdaki uyumunun zaruretini açıkça ortaya koymaktadır:
“Sizden biri namaza kalkınca bütün vücûdu hareketsiz kalsın! Yahudiler gibi sallanıp durmasın. Çünkü vücûdun namazda hareketsiz durması, namazın tamam olmasından bir parçadır. Eğer bunun kalbinde huşû olsaydı, vücûdunun her uzvunda hareketsizlik olurdu.” (Tirmizî)
Makbul Olmayan Namaz Kılan Kişi Tipleri
İslam alimleri, namazlarında bu bütünlüğü sağlayamayanları şu üç kategoriye ayırmıştır:
Avcı: Namaz esnasında gözleriyle etrafı kolaçan eden ve diğer organlarıyla başka işlerle, yani “amel-i kesîr” ile meşgul olan kişidir.
Hamal: Abdesti daraldığı, yani sıkıştığı halde abdestini tazelemeksizin namaz kılan kişidir.
Tüccar: Namaz esnasında zihnini ve kalbini dünya ticaretinden, yani dünyevi meşguliyetlerden uzaklaştıramayan kişidir.
Bu kişiler, namazı “yasak savar” cinsten kılmış olurlar ki, bu durum Allah katında asla makbul değildir.
Şeytanın Namazdaki Vesveseleri
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, namazda şeytanın vesvese ve müdahalelerine dair de şu uyarıda bulunmuştur:
“Namazda yedi şey şeytandandır (yani şeytanın sevdiği hususlardandır): Burun kanaması, uyuklamak, vesvese, esnemek, kaşınmak, sağa-sola bakmak ve herhangi bir şey ile oynamak…” (Tirmizî)
Bu hadisler, namazın sadece fiziksel bir ibadet olmadığını, aynı zamanda derin bir ruhsal yoğunlaşma ve huşu gerektirdiğini göstermektedir.