12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
Sessizliğin Ardındaki İkinci Yıkım
Zamanın Durduğu O Koridor
Hastanenin o soğuk koridorlarında nasıl yol aldığımı, nefesimin boğazımda nasıl düğümlendiğini hatırlamıyorum. Doktorun kaçamak bakışları ve dudaklarından dökülen o amansız cümle, “Başınız sağ olsun,” dediği an, ruhumdaki tüm ışıklar söndü. Cenaze günü etrafım bir kalabalıkla çevriliydi ama ben dipsiz bir kuyunun en dibindeydim. Gözlerim sadece o ahşap tabuta çakılı kalmıştı; zihnim sürekli aynı reddedişi fısıldıyordu: “Bu bir kabus, birazdan uyanacak ve her şey düzelecek…” Ama o uyanmadı.
Eşyaların Sessiz Tanıklığı
Eve adım attığımda, hayatın acımasız sürekliliği yüzüme çarptı. Kapının eşiğinde duran terlikleri, masanın üzerinde bıraktığı o kupa, yastığına sinmiş o huzurlu koku… Her şey sanki o az sonra kapıdan girecekmiş gibi yerli yerindeydi. Tek eksik kendisiydi. Günlerce sessizliğe gömüldüm, hayata dair her türlü bağı kopardım. Tek sığınağım, telefonumun ekranında asılı kalan o son sözdü: “Bu akşam erken geleceğim ❤️” Tutulamayan o söz, kalbime saplanan bir kıymık gibiydi.
Yıkımın İçindeki Saklı Gerçek
Bir gece, acının ağırlığına dayanamayıp telefonunu elime aldım. Anılarımız arasında dolaşırken, hayatımın geri kalanını tamamen değiştirecek o detayı fark ettim. Kazadan sadece dakikalar önce, rehberinde kayıtlı olmayan bir numaraya son bir mesaj göndermişti. Parmaklarım titreyerek o mesajı açtığımda, dünyam bir kez daha, ama bu sefer çok daha farklı bir şekilde yerle bir oldu. Gördüğüm şey, kurguladığım tüm gerçekliği darmadağın eden o sarsıcı cümleydi…