12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
Seyit Ali’nin tek başına kaldırıp namluya sürdüğü yaklaşık 276 kilogramlık top mermisi İngilizlere ait Ocean zırhlısını hedef alır. İsabet alan savaş gemisi ağır hasar alarak bir süre kontrolsüz şekilde sürüklenir ve kısa süre sonra Nusret Mayın Gemisi’nin Çanakkale Boğazı’na gizlice döşediği mayınlara çarparak sulara gömülür. Bu büyük başarı, savaşın seyrini değiştiren anlardan biri olarak tarihe geçer. Gösterdiği üstün cesaret nedeniyle Seyit Ali’ye “onbaşı” rütbesi verilir ve ayrıca çift tayınla ödüllendirilir. Ancak mütevazı kişiliğiyle tanınan Seyit Onbaşı, fazla tayını kabul etmeyerek bu ayrıcalığı istemez.
1918 yılında yaklaşık dokuz yıl süren askerlik görevini tamamlayan Seyit Onbaşı terhis edilir. Ancak köyünde herkes onun savaşta hayatını kaybettiğini düşünmektedir. Çanakkale’den Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı köyüne kadar yaklaşık 145 kilometrelik yolu 13 gün boyunca yürüyerek kat eder. Köyüne ulaştığında ise hemen evine gitmez; çünkü yıllar içinde eşinin başka biriyle evlenmiş olabileceğini düşünür. Bu yüzden gece boyunca evini uzaktan izler.
Sabah olduğunda koyunlarını otlatmaya çıkan bir akrabasıyla karşılaşır. Akrabası onu tanıyamayıp “Sen kimsin?” diye sorar. Seyit Onbaşı ise sakin bir şekilde, “Ben… Seyit’im” diyerek kendini tanıtır. Böylece köyde herkesin öldü sandığı kahramanın geri döndüğü anlaşılır.
Çanakkale kahramanı olarak bilinen Seyit Ali Çabuk’un, yani halk arasında tanınan adıyla Koca Seyit’in, çok az kişinin bildiği dokunaklı bir hikâyesi vardır. Savaştan döndüğünde köyünde herkes onun hayatını kaybettiğini düşünmektedir. Çanakkale’den Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı köyüne kadar yaklaşık 145 kilometrelik yolu 13 gün boyunca yürüyerek kat eder. Ancak köyüne ulaştığında hemen evine girmez. Çünkü yıllar içinde eşinin yeniden evlenmiş olabileceğini düşünür. Bu yüzden gece boyunca evini uzaktan izler.
Sabah olduğunda koyunlarını otlatmaya çıkan bir akrabasıyla karşılaşır. Akrabası onu tanıyamaz ve “Sen kimsin?” diye sorar. Seyit Ali kendini tanıtınca büyük bir şaşkınlık yaşanır; çünkü köyde herkes onun öldüğünü sanmaktadır. Eşinin hâlâ evli olmadığını öğrenince kapıya gidip seslenir. O sırada kapıya çıkan küçük kız çocuğu korkarak annesine “Kapıda sakallı bir adam var” der. Annesi dışarı çıktığında gerçeği anlar ve kızına “Korkma, o senin baban” der. Seyit Ali, 9 yıl sonra kızını ilk kez böyle görür. Kızı büyüdüğünde torunlarına, “Babamı ilk gördüğümde korkmuştum, uzun süre ‘baba’ deyip kucağına oturamadım” diye anlatacaktır.
Seyit Ali Çabuk, 1889 yılında Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı Manastır köyünde doğmuş bir Yörük çocuğudur. Mavi gözlü, mütevazı ve sade bir Anadolu köylüsüdür. Geçimini çoğu zaman keçi güderek ve zaman zaman odun kömürü yapıp satarak sağlar. 1909 yılında askere alınır, 1912’de Balkan Savaşı’na katılır. Birinci Dünya Savaşı başladığında ise Çanakkale Cephesi’nde topçu eri olarak görev yapmaktadır.
18 Mart 1915’te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı’nı geçmek için saldırıya geçtiğinde Seyit Ali, Rumeli Mecidiye Tabyası’ndadır. Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir top mermisi tabyayı ağır şekilde tahrip eder. Tabyada geriye yalnızca komutan ve iki asker kalır. Vinci bozulan top bataryasına mermi sürmek imkânsız hale gelmiştir. İşte o anda Seyit Ali, yaklaşık 276 kilogram ağırlığındaki top mermisini sırtlayarak namluya yerleştirir ve ateşler. Attığı mermi İngiliz Ocean zırhlısının dümen sistemine isabet eder. Kontrolden çıkan gemi bir süre sonra sürüklenerek Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlara çarpar ve sulara gömülür.
Bu kahramanlığı nedeniyle Seyit Ali’ye “Onbaşı” rütbesi verilir ve ödül olarak çift tayın bağlanır. Ancak mütevazı karakteri nedeniyle fazla tayını bir süre sonra kabul etmez. 1918 yılında askerlik görevini tamamlayarak köyüne döner. Fakat köyünde kimseye savaşta yaşadıklarını anlatmaz; yaşadığı ağır hatıraları içinde saklar.
Yıllar sonra, 1929 yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Havran’a bir ziyaret gerçekleştirir. Ziyaret sırasında “Burada Seyit Onbaşı vardı, onu görmek isterim” der. Yapılan araştırma sonunda Seyit Ali Manastır köyünde bulunur. Jandarmalar onu bulup getirir. O sırada Seyit Ali dağda kömür yapmaktadır ve askerleri görünce kaçak kömür nedeniyle geldiklerini sanır. Ancak kendisine Atatürk’ün çağırdığı söylenince büyük sevinç yaşar.
Atatürk’ün karşısına çıktığında Paşa ona yaptığı kahramanlık nedeniyle maaş bağlanmasını teklif eder. Fakat Seyit Ali bunu kabul etmez ve “Biz görevimizi para için yapmadık Paşam” diyerek mütevazı bir istekte bulunur. Dağda kömür yaparken ormancıların kendisine engel olmamasını ister. Atatürk de yetkililere bu konuda talimat verir.
Hayatının ilerleyen yıllarında Seyit Ali geçimini sağlamak için odun kömürü yapmaya devam eder. Yaşı ilerleyince bu işi sürdüremez ve Havran’da bir fabrikada hamallık yapmaya başlar. Büyük kahramanlıklarına rağmen sade bir hayat sürer.
Seyit Ali Çabuk, 1939 yılında henüz 50 yaşındayken zatürre nedeniyle hayatını kaybeder ve doğduğu köyde toprağa verilir. Ancak Çanakkale’de gösterdiği eşsiz cesaret ve fedakârlık, Türk tarihinin en unutulmaz kahramanlık destanlarından biri olarak yaşamaya devam eder.