12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
En yakın arkadaşımın varlıklı dedesiyle evlenerek, özsaygımın yerine maddi güvenceyi seçtiğimi düşündüm. Düğün gecesinde bana gerçeği açıkladı; utanç verici bir anlaşma gibi gördüğüm şey, aslında onur, sadakat ve doğruluk uğruna verilen bir savaşa dönüştü.
Ben, başkalarının dikkatini çeken türden bir kız değildim; tabii ki gülüp gülmemeye karar verdikleri anlar hariç.
On altı yaşıma geldiğimde, hemen her durumda gülmeyi, insanların acınası bakışlarına aldırmamayı ve yalnızlığın bir seçim olduğunu kabullenmeyi öğrenmiştim. Ardından kimya dersinde Menekşe yanıma oturdu ve nazik bir şekilde her şeyi değiştirdi. O, hiçbir çaba harcamadan güzeldi; bense adeta yoktum.
Ama bana asla bir “değişim projesi” gibi yaklaşmadı. “Ne kadar değerli olduğunun farkında değilsin Leyla,” derdi. “Beni gerçekten güldürüyorsun.”
Lise ve üniversite boyunca hep yanımdaydı; benimle uğraşmanın ne kadar zor olduğunu fark edip, beni terk edeceğini düşündüğüm her yıl yine de orada oldu. Aramızdaki fark mı? Onun bir evi vardı. Benimse ağabeyimden gelen ve eve geri dönmememi öğütleyen bir mesajım vardı… Bu yüzden onun peşinden şehre gittim; bu bir takıntı değildi, sadece hayatta kalma çabasıydı. Evim, dar, gürültülü ve zor durumda olan bir yerdi ama yine de bana aitti. Bir gün Menekşe, elinde erzaklarla ve inanmadığım bir iyimserlikle kapımı çaldı.
“Perdeye ihtiyacın var,” dedi. “Benim kira parasına ihtiyacım var,” diye cevap verdim.
devamı sonraki sayfada…