12:51 pm - Leroy Sane Kimdir
12:39 pm - Tammy Abraham Kimdir
12:27 pm - Jhon Duran Kimdir
12:46 pm - Ali Koç Kimdir
12:19 pm - Ahmet Necdet Sezer Kimdir
12:09 pm - Ayasofya Cami
12:41 pm - Güneş Kremi Tercihi
12:32 pm - Kene Yapışırsa Ne Yapmalıyım
12:04 pm - En Ucuz Tatil
5:43 pm - Barış Alper Yılmaz kimdir
Yedi yıl boyunca çevrelerindeki herkes onları kusursuz bir evlilik örneği olarak görürdü. Yazılım sektöründe çalışan adam ile uluslararası bir havayolunda kabin amiri olan eşi, meslekleri gereği sık sık ayrı şehirlerde olsalar da aralarındaki güven hiç sorgulanmazdı. Her gece uyumadan önce birbirlerine fotoğraf atıp “iyi geceler” demek, ilişkilerinin değişmeyen alışkanlığıydı. Adam, eşine duyduğu güveni her zaman gururla dile getirirdi.
Kadın üç günlük görev için Paris’e gittiğinde başlangıçta her şey sıradandı. İlk iki gün keyifli mesajlar gönderdi, şehirden ve uçuş programından bahsetti. Fakat son akşam mesaj beklenenden geç geldi. Saatler sonra yazdığı notta, ekip yemeğinin uzadığını ve çok yorgun olduğunu söylüyordu. Mesajın ekinde ise otel odasında ipek bir bornozla, elinde şarap kadehiyle çekilmiş zarif bir fotoğraf vardı.
Adam hasretle görüntüyü büyüttüğünde küçük ama sarsıcı bir ayrıntı fark etti. Komodinin üzerindeki lambanın parlak yüzeyinde belirsiz bir yansıma seçiliyordu. Net değildi ama odada başka birinin bulunduğunu düşündüren koyu bir siluet açıkça ortadaydı. Nabzı hızlandı ve tek bir mesaj yazdı: “Orada senden başka kim var?”
Eşinden gelen “Yalnızım” cevabı, yılların güvenini bir anda paramparça etti. Adam, yansımayı gördüğünü söylediğinde kısa ama ağır bir sessizlik yaşandı. Ardından gelen uzun mesajda kadın, bunun bir hata olduğunu, ilk ve son kez yaşandığını itiraf ederek affını istedi. Fakat adam için mesele sadece sadakatsizlik değil, bilinçli bir yalandı.
Gözyaşları ve pişmanlık dolu satırlara rağmen kararını vermişti. Soğuk bir cümle yazdı: “Avukatımla konuşup boşanma işlemlerini başlatacağım.” Telefonu kapattığında, yedi yıllık evliliğin anıları Paris’teki o otel odasının lambasında kalmıştı. Bazı kırılmalar onarılmaz, bazı güvenler ise bir kez yıkıldığında bir daha kurulmazdı.